Wednesday, 24 December 2025
Saturn Oglak Burcunda Ben Baska Yerde
7 gun icerisinde bir yili daha defnedecegiz. Iyi olacak, siktirsin gitsin modundayim. Son 10 yildir bekledigim yikim depremi,some sort of global disaster, kotu saglik haberi, atom bombasi, covid den olme yada buna benzer bir sebep gene boy gostermedi. Hala burdayim. Gun ve gun "evden ekmek almaya" diye cikip asla donmeme moduna bir adim daha yaklasiyorum. Evdekiler de biliyor. Hepimiz guluyoruz bu fikre. Mental breakdown geliyor, hemde hic sinsi degil.
Son 15 yildir kendim haric kerkesi dusunmekten ve hic gorulmemekten inanilmaz yoruldugumu hissediyorum. Asiri calismak ve dusunmekten, stres yasamaktan sedef hastasi oldum. Kimse onemsemiyor, sanki kendim de. Doktor bana "Mediterranean" diet onerdiginde bittigim gibi, artik gidilecek bir yer, donulecek bir ulke de kalmadigi fikri iyice coktu beynime. Donus yok, ben varim. Ne kadar donersek donelim gotumuz her arkadadir diye bir sey yazmisti biri ortaokul ani defterime. Adam 14 yasinda asmis herseyi... ne kadar donersek donelim - hep kendi ozumuze doneriz.
15 yil gecmis yazmayali. 15 senelik evlilik, 14 yasinda bir kiz cocugu, bir suru is, arada patronluk falan. Tam gaz, tam cakilma. Nill point.
Bir suru ev, bir suru tasinma. Kendin de kalma.
Bir cok insan, bir cok dert. Tek basina olmak, mutlak yalnizlik.
50 yasina 20 gun kala, yeni tasindigimiz bu evimizde gene agiz tadiyla yasayamayacagimizi gocebelik kanina, ait olamama huzursuzluguna vuracagim.
Kavgaci, hir cikaran bir huzusuzluk sag kolumuz gibi bizle hep beraber takilacak. Atalarimizin ocunu alacak gibi atarli bir sekilde hep bizimle bir yasayacak. Bununla basa cikmayi biliyorum, ama her yeni sene hayatin yuku biraz daha agirlasiyor, uyudukca hafiflemiyor. Galiba hafifletmek icin yazmam gerekiyor.
Yazmam lazim.
Yazimi tekrar yazmam lazim.
Yil 2026, bekle beni. Yeni yaziyorum seni.
Sunday, 29 August 2010
Oykunun adi 3, 5, 8 dir
333333333333333333333333333333333333333
Masada uc bes sekiz kisi vardir
Ve hatirlatmaya gerek yoktur oyunun kurallarini
Karo iki kimdeyse kozu o soyler ve sekizci baslar oyuna.
Hadi simdi kozu soyluyorum:
Koz hep macadir benim oykulerimde....
Birseyler soylenir birseyler yapilir
oyle olamasi istenir birseylerin
oyle olur birsey. Bana, kozu soylemek duser ve gulmek
Degilmi benim icinde oldugum hersey umutsuz olmaya mecbur
-Bu oyunu burada baska ele dondurun!
Kagit atma sirasi kalbe gelsin!
Raslantilar atsin yesil ortunun ustune
Yalanlar atsin,
Yollar atsin biletleri ustunde
En sonda beni silksin atsin birden......
555555555555555555555555
Birseyler bir sekilde olmaliydilar
Secim yap(a)miyorsam ben elbet
Kozunu oynamaliydi hayat
-ki hic bir guzel omur
madem benimle yasanmayacak
yollar boylu boyunca hep onumden uzayacak
ve kesinlikle cirkef hayat!!!!!!
Hey! Yasasin! El dondu
oynama sirasi kimdeyse
ayaga kalkip -hazirolda-
adini soylesin -yuksekten!
Koz sinek olunca
Herkes benden ister birer ikiser
olume mecbur olurum
kis(t)az'siz askim
eeeeee!
Siradaki oynasin artik....
Ve en son sira sana gelsin
Ey! Yollar, hava, kara deniz yollari
Beni bir bozguncu gibi gormekten yorulun artik!
Cunku ben hic yorulmayacagim sizi gozlemekten.
Bir rehavet var
Havadandir herhalde
Masanin ustunde dolasiyor bir halde.
Ve ilk attigin kagit
-(------) ayna idi.
Keske bir joker olsa bu oyunda
Tek yolu bu kacisimin
-anla beni-
Icinde bulundugum hersey degil mi ki
en cabuk son bulmaya mecbur
yitik sozlerinden ayrimsa
Kulaginin irak sususlarinla
-lutfen biri anlasin beni-
Ikinci kagitta
Cocuklugumu atiyorsun
en erken masumiyetimi
masalarin alti olan signaklarimi
yari acik kapilardan gelen cinleri
Ama lutfen, lutfen
Dizlerine kapatma omrumu
kitaplari kapatir gibi.......
"Secim hakki senin"
ben.....birsey anlamiyorum
bombos bir kagit atiyorsun
yargi gibi, anlatis gibi, dostluk gibi, yol gibi, kararsiz hep karmasik.
Benim icinde oldugum hicbirsey
Ey ahali biliniz! Adam olmaz......
888888888888888888888888888888888888
Oyleyse!
Ne oyleyse?
Elbet kendine saklarsin son kagidi, son sozu
yol secimleri bana
ihanet insana aittir.
ve ben tanrinin kiziysam eger
hakedenim ihaneti
yazgi kilinanim ihanete
soyum boyunca boyle surecek
boyle bilinecek direnisim
kimseler bilmeyecek- eline kalan
son kagidadir
yazgim,
yazgim yollardir
ihaneti gozlerime gecirmisim....
Sen;
Sahip ol kagidina ve ruhuna
gun gelir tukenir kozlar
hatirla-t
tanrilar antik cagda denizden geldiler
Iste!
Sec hadi!
U-mutlu olmaya mecbur ben,
Icinde bulundugum herseyle
ve
kimsesiz, zararsiz.
Nolur
yollarinda uyusam hayatin
kimsecikler dokunmasa...................
Hayir! Lutfen konusma,
son sozunu ve kozunu sakin
OYNAMA!!!!!!!
Masada uc bes sekiz kisi vardir
Ve hatirlatmaya gerek yoktur oyunun kurallarini
Karo iki kimdeyse kozu o soyler ve sekizci baslar oyuna.
Hadi simdi kozu soyluyorum:
Koz hep macadir benim oykulerimde....
Birseyler soylenir birseyler yapilir
oyle olamasi istenir birseylerin
oyle olur birsey. Bana, kozu soylemek duser ve gulmek
Degilmi benim icinde oldugum hersey umutsuz olmaya mecbur
-Bu oyunu burada baska ele dondurun!
Kagit atma sirasi kalbe gelsin!
Raslantilar atsin yesil ortunun ustune
Yalanlar atsin,
Yollar atsin biletleri ustunde
En sonda beni silksin atsin birden......
555555555555555555555555
Birseyler bir sekilde olmaliydilar
Secim yap(a)miyorsam ben elbet
Kozunu oynamaliydi hayat
-ki hic bir guzel omur
madem benimle yasanmayacak
yollar boylu boyunca hep onumden uzayacak
ve kesinlikle cirkef hayat!!!!!!
Hey! Yasasin! El dondu
oynama sirasi kimdeyse
ayaga kalkip -hazirolda-
adini soylesin -yuksekten!
Koz sinek olunca
Herkes benden ister birer ikiser
olume mecbur olurum
kis(t)az'siz askim
eeeeee!
Siradaki oynasin artik....
Ve en son sira sana gelsin
Ey! Yollar, hava, kara deniz yollari
Beni bir bozguncu gibi gormekten yorulun artik!
Cunku ben hic yorulmayacagim sizi gozlemekten.
Bir rehavet var
Havadandir herhalde
Masanin ustunde dolasiyor bir halde.
Ve ilk attigin kagit
-(------) ayna idi.
Keske bir joker olsa bu oyunda
Tek yolu bu kacisimin
-anla beni-
Icinde bulundugum hersey degil mi ki
en cabuk son bulmaya mecbur
yitik sozlerinden ayrimsa
Kulaginin irak sususlarinla
-lutfen biri anlasin beni-
Ikinci kagitta
Cocuklugumu atiyorsun
en erken masumiyetimi
masalarin alti olan signaklarimi
yari acik kapilardan gelen cinleri
Ama lutfen, lutfen
Dizlerine kapatma omrumu
kitaplari kapatir gibi.......
"Secim hakki senin"
ben.....birsey anlamiyorum
bombos bir kagit atiyorsun
yargi gibi, anlatis gibi, dostluk gibi, yol gibi, kararsiz hep karmasik.
Benim icinde oldugum hicbirsey
Ey ahali biliniz! Adam olmaz......
888888888888888888888888888888888888
Oyleyse!
Ne oyleyse?
Elbet kendine saklarsin son kagidi, son sozu
yol secimleri bana
ihanet insana aittir.
ve ben tanrinin kiziysam eger
hakedenim ihaneti
yazgi kilinanim ihanete
soyum boyunca boyle surecek
boyle bilinecek direnisim
kimseler bilmeyecek- eline kalan
son kagidadir
yazgim,
yazgim yollardir
ihaneti gozlerime gecirmisim....
Sen;
Sahip ol kagidina ve ruhuna
gun gelir tukenir kozlar
hatirla-t
tanrilar antik cagda denizden geldiler
Iste!
Sec hadi!
U-mutlu olmaya mecbur ben,
Icinde bulundugum herseyle
ve
kimsesiz, zararsiz.
Nolur
yollarinda uyusam hayatin
kimsecikler dokunmasa...................
Hayir! Lutfen konusma,
son sozunu ve kozunu sakin
OYNAMA!!!!!!!
Monday, 23 August 2010
Irfan
Tatilin Katili
Eflatun soyle buyurmus: "Gercek mutluluk aramadigimizdir, bilinmeyendir. ", Sokratcilar bunu " Aradığımız şey bilinen bir şeyse, bunu aramaya gerek yoktur. Bilinmeyen bir şeyse, bulduğumuz şeyin aranan şey olduğunu nereden bileceğiz" diyerek onu zor duruma sokmuslardir.
Nazan da bunun ustune 1995 yilinin Agustos ayinda " Burada olmayani ozluyorum. Burada olmamayi ozluyorum" diye yazmis bir yazisinda. Gordugum ruyalarimda, gocebe yasamimda da hep ayni noktaya gelmisimdir: Aramadigim mi gizlice, yoksa hic bilinemeyecek midir iyice? Yil 2010, hala ayni noktadaysam bir ikilem var bu durumda. Ikiye bolunmekten mi yoksa fazla dil konusmaktan mi hala cozemedim.
Senin sanssizligini ben simdi aciklayayim. Turkce biliyorsun, bir seyler hissettim ve elimden kurtulamazsin. Yani benim yazilarima bir sure katlanacaksin. Konusurken yazi dilimle konusamam ben, dalgaci ruhum en iyi ceneme, yazi dilim en iyi duz yazima yansir. Burada olamayani istiyorum.
Dun aksamustu 4 gibi yattim, bu sabah 7'de dikildim ayaga. Bir aydir uyumadigim uykunun derinliklerinde hic ruya gormedim ama sabah getirdigim bayat gevreklerden yerken yazmasam olamayak dedigim bir durumla karsilastim. Yazsam sanki baska bir sey olacak.....acilmasi gereken mektuplar, aranmasi gereken arkadaslar, temizlenmesi gereken bir ev, hazirlanilmasi gereken ders planlari, duzene sokulmasi gereken bir hayat, durdurulmasi gereken bir kalp agrisi var. Ve yazmasam olmayacakti.
Labirent hikayesi var bir tane. Herifin biri labirentin birine girmis cikamiyor bir turlu. Dolan, don olmuyor bir turlu. Kral izliyor ilerden ve buyurmus katibe: kesin bunun kafasini, hic ise yaramiyor. Getirmisler adami, tam kafayi keserken sormus niye diye. Kral demis ki saatlerdir dolaniyorsun ama labirentin duvarlari boyundan kisaydi ve sen uzanip bakmayi bile akil edemedin, iste bu yuzden kesiyoruz kafani.......bazan boyle olabiliyor insan, goremeyebiliyor.....
Bilinmeyene giden her yol ipi kopan bir ucurtma gibidir, yada ipi kopan bir ucurtmadir cikilan her yolculuk. Basladigi yerle bittigi yer asla ayni olamaz. Gocebe karakterlerin kuzey ruzgari estiginde hissettiklerine benzer soguk ucak kabinleri. O koltukta otururken hem ucak dusse olsem simdi kim aglar arkamdan dersin hemde bir bilinmeyene gidisin verdigi hazzi yada huzunu yasarsin ayni anda basincli havada. Yolculuklardir insanlari bir kilan, ayni kategoriye koyan. Hedef aynidir o saatler icinde. Varis.
Geldigimden beri yagmur yagiyor, cay demledim. Sicaktan terleyen goz kapaklarindan dusen damlalarla yanan gozlerim yuzunden bir aydir icemedigim cayi iciyorum. Ve biliyorum: cok uzun cumleler kuruyorum.
Mutfakta dusup kirilan bardak kadar ses cikiyor aslinda icimden, disa vuramadigim ama yazima yansittigim. Bir ukala, geveze yada bir manyagim ben. Tikaniyorum dusunurken, ucundan tutulacak bir yeri yok cunku. Gemileri yakip gitmek mi, yoksa denize dik/paralel inen daglari kaldirip denize atmak mi? Uyum'u uydurup oynamak mi? Karsina cikan, cok da az olan firsati degerlendirmek mi?
Yeni bir kitap almistim gelmeden once: Fuck it...the ultimate spiritual way. Evet adi bu, aynen bu. Kitabi okumak mi, yoksa fuck it deyip kaldirip atmak mi? Dusunmek mi, yoksa umursuzca yasamak mi? Bazi seyler icin cok gec, bazi durumlar icin cok yasli hissediyorum kendimi. Havaalanina gelirken dinledigimiz PowerTurk hala kulaklarimda ama ayni gazi vermiyor, havadan mi acaba?
Hersey yasamimizdaki o anlik rastlantilarla orulmuyor mu? Oyleyse o "karari" nasil verebiliriz ki? Bende o rastlantiyi bekledim, o ruzgari, belki bazen istenen bir ruzgar daha kolay tasisin yada istenmeyen bir ruzgar alip goturmesin diye kucuk direnmelerim vardi, cogu kez onemi olmayan.
Yazmayi denemelisin:)
Nazan da bunun ustune 1995 yilinin Agustos ayinda " Burada olmayani ozluyorum. Burada olmamayi ozluyorum" diye yazmis bir yazisinda. Gordugum ruyalarimda, gocebe yasamimda da hep ayni noktaya gelmisimdir: Aramadigim mi gizlice, yoksa hic bilinemeyecek midir iyice? Yil 2010, hala ayni noktadaysam bir ikilem var bu durumda. Ikiye bolunmekten mi yoksa fazla dil konusmaktan mi hala cozemedim.
Senin sanssizligini ben simdi aciklayayim. Turkce biliyorsun, bir seyler hissettim ve elimden kurtulamazsin. Yani benim yazilarima bir sure katlanacaksin. Konusurken yazi dilimle konusamam ben, dalgaci ruhum en iyi ceneme, yazi dilim en iyi duz yazima yansir. Burada olamayani istiyorum.
Dun aksamustu 4 gibi yattim, bu sabah 7'de dikildim ayaga. Bir aydir uyumadigim uykunun derinliklerinde hic ruya gormedim ama sabah getirdigim bayat gevreklerden yerken yazmasam olamayak dedigim bir durumla karsilastim. Yazsam sanki baska bir sey olacak.....acilmasi gereken mektuplar, aranmasi gereken arkadaslar, temizlenmesi gereken bir ev, hazirlanilmasi gereken ders planlari, duzene sokulmasi gereken bir hayat, durdurulmasi gereken bir kalp agrisi var. Ve yazmasam olmayacakti.
Labirent hikayesi var bir tane. Herifin biri labirentin birine girmis cikamiyor bir turlu. Dolan, don olmuyor bir turlu. Kral izliyor ilerden ve buyurmus katibe: kesin bunun kafasini, hic ise yaramiyor. Getirmisler adami, tam kafayi keserken sormus niye diye. Kral demis ki saatlerdir dolaniyorsun ama labirentin duvarlari boyundan kisaydi ve sen uzanip bakmayi bile akil edemedin, iste bu yuzden kesiyoruz kafani.......bazan boyle olabiliyor insan, goremeyebiliyor.....
Bilinmeyene giden her yol ipi kopan bir ucurtma gibidir, yada ipi kopan bir ucurtmadir cikilan her yolculuk. Basladigi yerle bittigi yer asla ayni olamaz. Gocebe karakterlerin kuzey ruzgari estiginde hissettiklerine benzer soguk ucak kabinleri. O koltukta otururken hem ucak dusse olsem simdi kim aglar arkamdan dersin hemde bir bilinmeyene gidisin verdigi hazzi yada huzunu yasarsin ayni anda basincli havada. Yolculuklardir insanlari bir kilan, ayni kategoriye koyan. Hedef aynidir o saatler icinde. Varis.
Geldigimden beri yagmur yagiyor, cay demledim. Sicaktan terleyen goz kapaklarindan dusen damlalarla yanan gozlerim yuzunden bir aydir icemedigim cayi iciyorum. Ve biliyorum: cok uzun cumleler kuruyorum.
Mutfakta dusup kirilan bardak kadar ses cikiyor aslinda icimden, disa vuramadigim ama yazima yansittigim. Bir ukala, geveze yada bir manyagim ben. Tikaniyorum dusunurken, ucundan tutulacak bir yeri yok cunku. Gemileri yakip gitmek mi, yoksa denize dik/paralel inen daglari kaldirip denize atmak mi? Uyum'u uydurup oynamak mi? Karsina cikan, cok da az olan firsati degerlendirmek mi?
Yeni bir kitap almistim gelmeden once: Fuck it...the ultimate spiritual way. Evet adi bu, aynen bu. Kitabi okumak mi, yoksa fuck it deyip kaldirip atmak mi? Dusunmek mi, yoksa umursuzca yasamak mi? Bazi seyler icin cok gec, bazi durumlar icin cok yasli hissediyorum kendimi. Havaalanina gelirken dinledigimiz PowerTurk hala kulaklarimda ama ayni gazi vermiyor, havadan mi acaba?
Hersey yasamimizdaki o anlik rastlantilarla orulmuyor mu? Oyleyse o "karari" nasil verebiliriz ki? Bende o rastlantiyi bekledim, o ruzgari, belki bazen istenen bir ruzgar daha kolay tasisin yada istenmeyen bir ruzgar alip goturmesin diye kucuk direnmelerim vardi, cogu kez onemi olmayan.
Yazmayi denemelisin:)
Friday, 16 July 2010
Arron
When he wants to be with me 10:22pm
Gece yarisina kadar oturduk, yasamdan bahsettik. 28 yasinda hayati ne kadar iyi tanidigini anlatti bana. Isin komigi kendisi sabah giderken bu islerde benim ne kadar toy oldugumu ogrenmemdi:) Soz vermesine ragmen dun oglenden beri kendisinden haber alamadim.
Giderken suratinin ifadesini cerceveleyemedim ama olsun bu evime son gelisiydi onun ifadesini bilmeden yakaladim.
Bu nicin ve neden benden kucuklerle emotional olarak involve olamadigimin fotografidir!
When he wants to be with me 10:22pm
Gece yarisina kadar oturduk, yasamdan bahsettik. 28 yasinda hayati ne kadar iyi tanidigini anlatti bana. Isin komigi kendisi sabah giderken bu islerde benim ne kadar toy oldugumu ogrenmemdi:) Soz vermesine ragmen dun oglenden beri kendisinden haber alamadim.
Giderken suratinin ifadesini cerceveleyemedim ama olsun bu evime son gelisiydi onun ifadesini bilmeden yakaladim.
Bu nicin ve neden benden kucuklerle emotional olarak involve olamadigimin fotografidir!
Subscribe to:
Posts (Atom)
