Sunday, 11 July 2010

Mise En Place

Not: Dunyevi sorunlardan dolayi hayat balosuna katilamadim, ozur dilerim.

Binbir soru sorsam kendime, bir ben kalirim geride. Bugun cok icli olmayan, siradan bir yazi yazmak gecti icimden. Yazmayi deniyorum. Evet, gercekten deniyorum.

Biraz once ac olan bedenimi susuz sandigim icin kandirip soda icecegim. Buzluga sodayi koydum. Yaziyi yazarken bekliyorum ruhum da sogusun diye.

Simdi, olmuyor bu duz yazi isleri. Yazarken kendimi salak saniyorum, olmuyor. Ozne, yuklem olayini geceli cok oldu zaten.

Neyse, sodayi aliyorum buzluktan, bir saniye hayat.

Gelelim sadete. Mise En Place herseyin yerli yerinde olmasi demek gibi birsey. Hic bir sey yerli yerinde degil hayatimda. 9 aylik kendimi cok fazla biraktigim iliskimi bir saatte bitirmek zorunda kaldim. Aci ama bir okadar da traji komikti. Bazen, hayatta bazi seyleri olgunlukla karsilayip aci cekmeden let it go yapmak gerekiyor. Bir dervis sebatiyla selamlayip sineye cekmek. Yillarin verdigi olgunluk bana erdemi gostermeye basladi. Ne hissedersek icimizde yasiyoruz. Beyin oyle bir sey ki aciyi durup bukup atabiliyor basindan insanin. Kendimi iyi denedim, guzel oldu.

Ne demisler, en uzun ask acisi 3 ay surermis, ben 1 haftaya indirdim.

No comments: